Blog Arşivleri

Liberal sistemlerde ‘Emri bil maruf, nehyi anil münker’ mümkün müdür?

Liberalizm hakkıyla bilinmemesinden ötürü, şehir efsanelerine-mitlere maruz kalmıştır. İlliberaller tarafından ortaya atılan ve fabrikasyon izlenimi veren iddiaların liberalizmle, liberal ilkelerle en ufak bir ilişkisi yoktur. Ancak toplumda menfi bir liberalizm algısı yaratmak için ve insanların, “liberalizmin tüm kötülüklerin anası olduğu” fikrine ikna edilmesi için bu tip ‘safsata’lar ortaya çıkmaktadır. Bunlardan en belirgini “liberalizm varsa -İslam’ın emri olan- ‘Emri bil maruf, nehyi anil münker’in” yapılamayacağı iddiasıdır. Bittabi bu iddianın hakikatle ilişkisi yoktur. “Emri bil maruf, nehyi anil münker” insanlara iyiliği emredip, insaları kötülükten koyma anlamına gelen, İslam’ın açık bir emridir.

Liberalizmde insanların tercihlerine baskı yapılamıyor oluşu, özgürlüklerin geniş oluşu “otoriteryen müslüman”ları feci rahatsız ediyor sanırım. Salt rahatsız olmakla kalmayıp, kendi “baskıcı din anlayışları” ile İslam’ı özdeşleştirmeye ve sakat özdeşleştirme hareketinden sonra da “İslam ile liberalizm uymaz” yargısına varmaya çalışıyorlar. Durumu izah etmeye çalışalım;

1. Liberal bir sistemde “Emri bil maruf, nehyi anil münker” emri çok rahat şekilde uygulanabilir. Bu emrin ilk kısmı, yani “emri bil maruf”(iyiliği emretmek) tebliğ görevidir. Liberalizm dini özgürlüğü de dinden özgürlüğü de savunur. Dindar insanların misyonerlik faaliyeti yapmalarında, kendi dinlerini tebliğ etmelerinde, kendi doğrularını anlatmada liberalizm herhangi bir sorun görmez aksine bunu güvence altına alır. Tüm liberal toplumlarda, tebliğ çalışmaları serbesttir. Bugün Avrupa’da İslamiyet’in yükselişe geçmesi bu çalışmalar neticesinde olmuştur. Peki bu çalışmaların özgürce yapılması ne sayesinde olmuştur? Tabii ki liberal demokrasi sayesinde. Emrin bir de ikinci kısmı var; “nehyi anil münker”(kötülükten men etmek). Dinen “kötü” olan şeylerin önüne geçme çabasıdır. Peki nasıl kötünün önüne geçeceğiz? Bunu bir hadis-i şerif açıkça anlatıyor:  “Sizden kim bir münkeri görürse onu eliyle değiştirsin. Yapamazsa diliyle, yine yapamazsa kalbiyle buğz etsin.” Kötülüğün önüne geçmenin üç yolu var ya fiilen değiştirmeye çalışacağız, ya şifahen değiştirmeye çalışacağız yahut itikadi açıdan en aşağıda görülen “kalben kınama ve Allah’a havale” yolunu seçeceğiz. Fiilen münkerin önüne geçmeye çalışmak demek “oruç tutmayanı döv, içki içeni hırpala” falan demek değildir. Fiilen, münkerin bitmesi için mücadele etmektir. Mesela oruç tutmayanları bilinçlendirmek için çalışmalar yapmak, içkinin önüne geçmek için ilgili STK’larda görev almak fiilen münkerle mücadele etmektir. Sözle münkeri ortadan kaldırmak ise münkeri işleyenin yanına gidip dini hakikati söylemek ve doğruya davet etmektir. Buğz etmek ise elinden bu ikisi gelmeyen kişinin kalbiyle işi halletmeye çalışmasıdır. Sorarım size liberalizm bu anlattıklarımın tek birine bile karşı mıdır, engel midir?

2. Bir ideolojiye, dini inanca, felsefi yönelime özgürlük tanımak illa bu tercihleri benimsemek ve “bu tercihlerle mücadele etmemek” demek değildir. Hristiyanlığı yahut ateizmin var olması kanımca “özgürlük”tür. İnsanlar özgürce ateist olabilir ama bu benim ateizm ile mücadele etme hakkımı elimden almaz ve liberalizm de senin bu mücadelene engel olmaz. Dinini yaşarsın, kendine göre olan doğrunu anlatırsın, kendine göre olan münkerin yok olması için mücadele edebilirsin. Liberal bir toplumda  “Emri bil maruf, nehyi anil münker” emrini yerine getirmek gayet kolay ve tabii bir hadisedir.

3.  “Emri bil maruf, nehyi anil münker” liberalizmle çelişmez çünkü bu emir “zorlama” içermez. Klasik bir tebliğ emridir. Ayet-i kerime gayet açık;

Eğer rabbin dileseydi, yeryüzünde bulunanların hepsi elbette topyekün iman ederlerdi. Böyle iken sen mi mü’min olsunlar diye, insanları zorlayacaksın? (Yunus, 99)

Demokrasi ve liberalizm işte budur. Dinde zorlamanın olmaması bir mit değil, hakikattir. Ayet açıkça kimsenin zorla mü’min yapılamayacağını buyuruyor. “Emri bil maruf, nehyi anil münker”in nasıl yapılması gerektiğini de anlatıyor bize. Kısacası, insanları zorlamadan kendi doğrularınızı anlatın diyor İslamiyet. Liberalizm ise bu duruma fırsat tanımaktan başka bir şey yapmıyor.

 Acele etmeden, gayet sakin bir şekilde onların yanına var, kendilerini İslâm’a davet et, uymaları gereken ilâhî yükümlülükleri kendilerine haber ver. (Hadis-i Şerif)

Reklamlar