Kur’an ‘eşitliği’ emretmez !

 Rabbinin rahmetini onlar mı bölüştürüyorlar? Dünya hayatında onların maişetlerini(geçimlerini) aralarında biz paylaştırdık. Ve onların kimini kimine derecelerle üstün kıldık ki, bazısı bazısını tutup çalıştırsın. Rabbinin rahmeti, onların derleyip topladıklarından daha hayırlıdır. – Zühruf Suresi / 32

 

Bir yanda, insanları ‘eşit köleler’ haline getirmek isteyen komüniteryen ideolojiler ve bu ideolojileri ‘İslam’ kılıfında pazarlamaya çalışan modern şarlatanlar; diğer yanda ise Mekke’de inen Zühruf Suresi’nin 32. ayeti. Rahman ve Rahim olan Allah, Kur’an-ı Kerim’in birçok yerinde “bunda düşünen kavimler için ibretler vardır” buyuruyor. “Düşünen” insan için mezkûr ayette de ibretler çoktur. Ancak düşünmek yerine devimcilik oynayan insanların bu ibreti de pas geçecekleri ne yazık ki bir hakikat.

Öyle bir devrimcilik oyunu var ki  ‘birileri’ Allah’ın buyruğundan ziyade -Marx ve Engels’in yazdığı- Komünist Manifesto‘daki şu cümleye bel bağlamayı yeğliyor;

Komünizm, kimsenin toplumsal ürünleri mülk edinme gücünü elinden almıyor, yalnızca o mülkiyet yoluyla başkasının emeğini boyunduruğa sokma gücünü alıyor. (Bölüm II – Proleterler ve Komünistler)

 

Komünizmin özeti niteliğindeki bu cümlenin, Kur’an-ı Kerim’de geçen “bazısı bazısını tutup çalıştırsın” ifadesiyle taban tabana zıt olduğunu rahat şekilde görebiliyorsunuz herhalde?

Özetlemek gerekirse;

– İslam insanların eşit olduğunu(ya da olması gerektiğini) söylemez oysa komünizm fıtrata ve eşyaya ters bir mantıkla ‘eşitliği’ idealize eder. Bu, İslam’ın adaletsiz komünizmin ise adaletli bir sistem olduğu anlamına kat’i suretle gelmez. Aksine İslam’ın mantık dini olduğunu gösterir. Şimdiye kadar komüniteryen normlar üzerine var olmuş hiçbir devletin hakiki refahı-adaleti tesis edememiş olması, adaleti tesis edemediği gibi vahşeti-diktatörlüğü getirmiş olması da komünizmin mantıksızlığını gösterir. (Küba, Doğu Almanya, Kuzey Kore, Çin… Bu ülkelerden hangisi kapitalist batı ülkelerindeki refaha, mutluluğa, demokrasiye erişebildi? Hiçbiri.  Bunun için Doğu Almanya’dakiler, Batı Almanya’ya; SSCB’dekiler, Küba’dakiler Avrupa ve Amerika’ya kaçmaya çalıştılar. Ve yine bunun için bu baskıcı devletler ‘duvarlar’ ördü, insanların seyahat özgürlüklerini kısıtladı. Deneyimler neticesinde gördük ki “eşitlik”, cenneti vadeden komünist ideologların anlattığı gibi bir şey değilmiş.)

– Eşitliği emretmeyen İslam, bir sermayedarın-iş sahibinin ‘ücretli işçiler’ çalıştırmasına da mani değildir. (Yeter ki işveren, işçisine adaletli olsun) Oysa komünizm “emeğin boyunduruk altına girmesi” olarak tanımladığı bu duruma karşıdır.

– İslamiyet’te infak-zekat-sadaka vardır. Ancak bunlar “yukarıdakini aşağıya, aşağıdakini yukarıya” çekme amacıyla değil yalnız ve yalnız ‘aşağıdakini yukarıya çekme’ amacıyladır. Hiç kimse ve hiçbir sistem Tanrı rolüne girip toplumsal katmanları regüle edemez. Malumunuz olduğu üzere komünizmde-devletçi ideolojilerde bu durumun tam zıttını bulursunuz. “Rabbinin rahmetini onlar mı bölüştürüyorlar? Dünya hayatında onların maişetlerini(geçimlerini) aralarında biz paylaştırdık. ” ayet-i kerimesinin tam karşısında bir durum.

 

Şimdi zaman tercih zamanıdır. Allah’ın buyruğu ile bu buyruğun karşısında yer alan sistemler arasında bir tercih zamanı.

Reklamlar

Aralık 18, 2011 tarihinde Politika, İktisat içinde yayınlandı ve , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin. 23 Yorum.

  1. kardeş! senin anlattığın din bana uymaz… dünyanın da başına bela olur. uzak dur bu sapık düşüncelerden…

    • Ortada bir tane İslam var. “Benim anlattığım İslam”, “ötekinin anlattığı İslam” diye bir şey yok. Ve ben burada kendi şahsi yönelimlerimi din kisvesinde sunmuyorum, yaptığım tek şey İslamiyet’in ne emrettiğini ayetler ve hadislerle anlatmaya çalışmak. Zühruf Suresi 32. ayetini buraya koyarak da yaptığım şey bu. Ayet-i kerime son derece açık; insanlar ‘eşit değildir’ ve bazı insanların, diğer insanları kendi işlerinde ücretli olarak çalıştırmaları ‘meşru’dur. Ayetten çıkan sonuç budur. Bu çıkarımı yapmak için müfessir olmaya gerek yok; okuma-yazma bilmek ve anlama kabiliyetine sahip olmak yeterli.

      Yani diyeceğim şu;

      Kardeş! Ben Allah’ın ayetlerini ve Allah katındaki din olan İslam’ı anlatıyorum. 1400 yıl önce ne geldiyse şu an onu anlatıyorum. Unutma ki “Anlattıkların bana uymuyor” derken “Allah’ın ayetleri bana uymuyor” diyorsun. Zira ben burada Allah’ın ayetini(Zühruf/32) söylemekten öte bir şey yapmıyorum. Sana tavsiyem ya imanını tazele ya da başka bir din arayışına çık.

      Merak etmeyin hakiki İslam zalimlerden ve kafirlerden başka kimseye bela olmaz. Ama Marksist Müslümanlar’ın Kuran-ı Kerim’in açık hükümlerine rağmen takındıkları tutum ve İslam’ı yozlaştırma çabaları, dünyanın başına bela olacak. Her devletçi sistemin dünyaya bela olması gibi İslamiyet’in yozlaşmış komüniteryen yorumu da bela olur.

      “Uzak dur” dediğin düşünce “saf, katıksız İslam”dan başka bir şey değil. Gerçekten hayretler içindeyim. Allah’ın hükmü açıkken, bu hükmü görememek, sanki bunu ben uyduruyormuşum gibi tavır takınmak havsalanın alacağı bir şey değil.

  2. Katılmıyorum: “- İslamiyet’te infak-zekat-sadaka vardır. Ancak bunlar “yukarıdakini aşağıya, aşağıdakini yukarıya” çekme amacıyla değil yalnız ve yalnız ‘aşağıdakini yukarıya çekme’ amacıyladır.” Bunlar Allah rızası içindir. Belki de aşağıda olmak onlar için hayırlıdır! Değil mi??

    • Aşağıda olmak onlar için hayırlı olsa; Allah onları aşağıya çekerdi yahut “tüm malınızı verin” derdi. Oysa sürekli tekrarladığım Muhammed Suresi’nden bir ayet-i kerimede de vurulandığı üzere Allah zenginin tüm malını infak etmesini istemez. Doğal olarak ben de o sonuca vardım.

  3. Yapılan ibadetleri sınırlı idrakimizle şu amaç iledir diye yorumlamak doğru değil, sayın Admin. Bu konuda savınızı temellendirirseniz sevinirim.

  4. Evrensel mesajlara sahip evrensel bir dini ideolojilerle açıklama çabanızın amacı nedir? Günün birinde Batı toplumlarına “anlayacakları dilden anlatmak” için mi? Böyle bir misyon mu yüklediniz kendinize? Eğer böyle ise saygı duyarım ama çok daha geniş ve aşkın izahlara ihtiyaç var. Ne piyasa ekonomisi, ne Hayek ne Locke ne de başka temellere yetmez bence! Kuran-ı Kerim ve sahih hadisler ana kaynak ve klavuzdur, onlar ile yola koyulmak + yürümek lazım bana göre.

    • Yazdığım yorumu tekrarlıyorum ; Bu bloga yazma amacım İslamı -izm’lerle anlatma-kanıtlama-aklama çabası yahut çeşitli -izm’lere İslam üzerinden masumiyet giydirme çabası değil. Amacım şu; birileri (Müslüman sol) İslam ile komüniteryen ideolojiler arasında çok yakın ilişki olduğunu iddia ediyor, Marx’ın söylediklerinin aslında İslam’ın emrettikleri olduğu anlatılıyor ve kapitalizm modern dünyanın şeytanı olarak lanse ediliyor ancak bana göre bunlar külliyen yalan. Bana göre İslam “hiç bir ideoloji ile aynı değildir ve İslam tüm ideolojilerden üstündür”. İslamiyet ne liberalizmi önerir ne komünizmi, o kendine hastır. Kısacası Müslüman solculara cevap vermeye ve İslam ile liberalizm/kapitalizmin zannedildiği kadar uzak olmadığını anlatmaya çalışıyorum.

      Haşa, İslam’ı ideolijilerle açıklamıyorum; İslam ancak İslam kaynaklarıyla izah edilir. Ancak İslam’ın prensipler koyup, detaylarını beşere bıraktığı siyaset-ekonomi gibi alanlarda biz Müslümanlar’ın da çeşitli yönelimleri olabilir ve bu yönelimlerimizin İslam’la zıt olmadığını kanıtlamaya çalışabiliriz. Bence bunlar gayet doğal çabalar.

  5. Yeni paylaşımlarınız ile buralarda olunuz. Biz de istifade edelim. İyi günler!

  6. Kişisel bir çıkarım yapmışsınız, aslında mantığa ters değil ama ben ibadetleri sonuçları itibariyle değerlendirmek yerine ibadetlerin, kulluk bilinciyle (ki dediğiniz bilince ters değil) ve Rıza şuuruyla yapılmasından yanayım…

    • Kesinlikle. Beşer ibadeti yerine getirirken “bu yaptığımla aşağı katmanların yukarıya çıkmasını ve ekonomik döngü içinde muteber bir noktaya gelmesini amaçlıyorum” dememelidir. 🙂 Ben yalnızca Allah’ın bunu emrederken oluşturmak istediği düzen üzerine bir okuma yaptım. Doğrudur, yanlıştır, Allah bilir.

  7. nahl 71 fussilet 10 u da yazsan keşke….

    • Tamam yazalım, yeter ki siz isteyin. Hem de kadrolu kapitalizm düşmanı Ali Bulaç’ın Kur’an mealinden alalım;

      – “Orda (yerde) onun üstünde sarsılmaz dağlar var etti, onda bereketler yarattı ve isteyip arayanlar için eşit olmak üzere ordaki rızıkları dört günde takdir etti.” (Fussilet/10)

      Kur’an-ı Kerim’deki “eşit-eşitlik” ifadeleri 20.yy’ın kollektivist sistemlerinin bahsettiği “eşitlikle” aynı değildir, aynı şeyi işaret etmez/amaçlamaz, öncelikle bunu belirtmek isterim. Bu ayet-i kerimede -Ebu Bekir Sifil Hocanın yorumuyla- “fırsat eşitliğinden- bahseder. Elmalılı tefsirine baktığınızda da görürsünüz, ayet açık şekilde “rızık eşitliğine” işaret eder. İslam felsefesinin temellerinden biridir “Allah herkesin rızkını verir”. Bu biçimde bir eşitlikten bahsediliyor, dikkat ettiyseniz “devletler, o rızkı paylaştırsın” denmemiş. Rızıkların eşit olması, İslam’ın dünya üzerinde mutlak bir eşitlik ütopyası olduğu anlamına da gelmez Zühruf Suresi açık; “Ve onların kimini kimine derecelerle üstün kıldık ” Rızkın eşit olması, insanların dünyada ekonomik olarak eşit olması gerektiği sonucuna çıkmıyor yani. O ayette “isteyenler için” ibaresi var. Gıda anlamında(ayet “rızk” kavramını burada maddi anlamda sınırlamış) herkesin eşit rızkı var ama ayet-i kerimede “isteyip arayanlar için” diyor. Çalışmak, dua etmek gibi eylemler, ve ayrıca zenginlerin infakta bulunması gerekiyor. Herkesin sınavdan A alma ihtimali vardır ama genelde sadece hak edenler alır. Hak etmeyenlerin rızka ulaşması, hak eden bazılarının rızka ulaşamaması durumu da İslam’ın “imtihan” felsefesiyle açıklanabilir. Velhasıl burada bahsedilen eşitlik oldukça farklıdır.

      – “Allah, rızık konusunda kiminizi kiminizden üstün kıldı. Üstün kılınanlar, rızıklarını ellerinin altındakilere vermezler ki rızıkta hep eşit olsunlar. Şimdi Allah’ın nimetini mi inkâr ediyorlar?” (Nahl/71)

      http://www.sorularlaislamiyet.com/article/13580/nahl-suresi-71-ayette-kendisine-fazla-rizik-verilen-insanlarin-bu-kendilerine-verilen-bol-riziklari-etraflarindaki-insanlara-dagitmalari-ve-onlarla-esit-hale-gelmeleri-mi-isteniyor.html

  8. ayrıca amacım izmler değil diyorsun ama yaptığın şey müslüman solcu dediğin adamlardan farklı değil

    • Evet, usulen Müslüman Solcular gibiyim bunu reddetmiyorum. “Müslüman bakkal, tesisatçı, doktor” oluyorsa liberali, solcusu da olur elbet. Musluk bozulunca “Kur’an bize yeter, tesisatçıya gitmek şirktir” demekle “Kur’an bize yeter, diğer ideolojilere sapmak şirktir” demek aynıdır.

      Ben Müslüman solcuların çıkış amaçlarını eleştirmiyorum, -esasen katılmayabilirim- ama çıkışları doğal. Doğal olmayan Müslüman solun ideolojiyi öncelemesi. Şahsen bunu yaptığımı zannetmiyorum.

  9. Muhkem ayetleri bile eğip bükmüşün bilader. Yok ordan eşitlik çıkmaz. Yok burdan o çıkmaz. Civciv çıkar bekle. Kimse toplumları regüle edemezmiş. Aklını kullanmayan toplumların üzerine Allah pislik yağdırır ayetini biliyorsun. Birileri kafasını kullanmadıkları için üç kuruşun kölesi olmuş adam mal üstüne mal yığıyor diğerleri ise hayattaki birçok şeyden mahrum kalıyor. Eşitsizlik döneminde gelen vahiy neden gelmiştir? 50 kilo taş parçası için mi?

    • Civcivi çıkaran çıkarmış zaten. Allah’ın hak dinini, kendi saçma “eşitlikçi/kollektivist” politikalarınıza alet ediyorsunuz. Peygamber olarak Marx’ı seçen Müslümanlara “pisliğin” yağması da yakındır. Bunun adı açıkça “sapkınlıktır”. İslam liberal ya da sosyalist değildir; kendine has bir sistemi vardır. Ama siz bu sistemi vahşi kollektivist politikalara yamamaya çalışıyorsunuz. İslam’da para kazanmak, sermaye sahibi olmak suç değildir. Yahu ben blogta bunu anlatamadım “zenginlik yasak olsa zekat olmazdı”. Zekat zaten, zenginlikten doğan bir şeydir. Zenginliği meşrulaştırır. Siz hâlâ “ama şunlar aç bunlar tok” geyiği peşindesiniz. Bunun nedeni bazen tembellik bazen parasını infak etmesi gereken kişilerin bunu yapmaması bazen yanlış devlet politikaları. Tüm bunları görmeyip kendi aklınızca tek doğruyu buluyorsunuz, bravo. Ve anlaşılan “Müslüman sol”dan da hakiki Müslüman çıkmıyor hepsi yanar-döner, üç kağıtçı maşallah.

  10. zuhruf 32 çarpıtmana cevap:

    29. Bilakis, Ben bunları da babalarını da kendilerine hakk/gerçek ve açıklayıcı bir Elçi gelinceye kadar kazançlandırdım.

    30. Ve hakk/gerçek kendilerine geldiği zaman onlar: “Bu, bir büyüdür ve şüphesiz biz onu inkâr edenleriz” dediler.

    31. Yine onlar: “Bu Kur’an, şu iki şehirden bir büyük adama indirilmeli değil miydi?” dediler.

    32. Rabbinin rahmetini onlar mı paylaştırıyorlar? Şu basit hayatta [dünya hayatında] onların geçimliklerini aralarında Biz paylaştırdık Biz. Birbirlerine işlerini gördürsünler diye Biz onların bir kısmını bir kısmının üzerine derecelerle yükselttik. Ve Rabbinin rahmeti onların biriktirdikleri şeylerden daha hayırlıdır.

    Bu Âyetlerde, eski dönemlerdeki müşriklerin cezalandırılışı anlatıldıktan sonra o güne kadar cezalandırılmayan müşrik Arapların takındığı yanlış tutuma değinilmektedir. Çünkü onlar hakk/gerçek kendilerine geldiği zaman ‘Bu, bir büyüdür ve şüphesiz biz onu inkâr edenleriz dedikleri gibi, Bu Kur’an, şu iki şehirden bir büyük adama indirilmeli değil miydi? diyerek kendilerini uyaran son peygambere karşı çıkmışlardır.
    Mekkeli müşriklerin durumu şu Âyetlerde de dile getirilmiştir:
    (Sâd: 6–8) Ve içlerinden ileri gelenler yürüdüler (ve dediler ki): “İlâhlarınız üzerinde sabır ve sebat edin. Bu, gerçekten, istenen [sizden beklenen] bir şeydir! Biz bunu son [başka bir] dinde işitmedik, bu ancak bir uydurmadır. Zikir [öğüt] aramızdan o’nun üzerine mi indirildi?” –Aksine onlar Benim Zikrimden bir kuşku içindeler, aksine onlar henüz azabımı tatmadılar.–
    (Fâtır: 42–43) Ve onlar var güçleriyle Allah’a yemin etmişlerdi ki, kendilerine uyarıcı bir peygamber gelirse, mutlaka ümmetlerin her birinden daha doğru yolda olacaklardı. Buna rağmen ne zaman ki kendilerine bir uyarıcı geldi, bu, yeryüzünde bir kibirlenme ve kötülük düzeni yönünden onların sadece nefretlerini artırdı. Hâlbuki kötü düzen ancak kendi ehlini çepeçevre kuşatır. O hâlde öncekilerin kanunundan başka ne gözetiyorlar? Onun için sen Allah’ın sünnetinde asla bir değişme bulamazsın. Sen Allah’ın sünnetinde asla bir başkalaşma da bulamazsın.
    (Bakara: 89) Onlara Allah katından kendileri ile birlikte olanı tasdik eden bir kitap gelince –ki, bunlar daha önceleri inanmayanlara karşı zafer kazanmak istemişlerdi de o tanıdıkları kendilerine gelmişti–onu inkâr ettiler. Artık Allah’ın la’neti kâfirler üzerinedir.
    Klâsik kaynaklarda yer aldığına göre, burada konu edilen iki kasaba Mekke ile Taif’tir. İki adam ise Mekke’den Ebû Cehil’in amcası el-Velîd b. el-Muğire b. Abdillah b. Ömer b. Mahzum ile Taif’ten Ebu Mesud Urve b. Mes’ûd es-Sakafî’dir.[63–08]
    Rabbimiz müşriklerin bu düşünceleri üzerine Rabbinin rahmetini onlar mı paylaştırıyorlar? buyurmuştur. Yani onlara “peygamberliği, Elçiliği onlar mı paylaştırıyorlar da onu kendi istedikleri kimseye vermeye kalkıyorlar?” diye cevap verilmiştir.
    Yine Rabbimiz 32. Âyette Şu basit hayatta [dünya hayatında] onların geçimliklerini aralarında Biz paylaştırdık, Biz… Birbirlerine işlerini gördürsünler diye Biz onların bir kısmını bir kısmının üzerine derecelerle yükselttik buyurmuştur. Bu ifade, hayattaki ast-üst ilişkisinin toplumsal yaşama konulan bir yasa olduğunu göstermektedir. Burada konu edilen derecelerle yükseltme, “keramet; üstünlük, saygınlık” değildir. Ekonomik güç, akıl, zekâ, anlayış, bilgi-bilgisizlik gibi yönlerden olan farklılıklardır. Herkesin ekonomik güç, zekâ, anlayış bakımından eşit olduğu bir ortamda işçi bulmak mümkün olmaz; işçinin olmadığı ortamlarda ise hayat durur.
    Dünyalık dereceler imrenilecek, göz dikilecek şeyler değildir:
    (Tâ–Hâ: 131) Ve kendilerini fitnelemek için basit hayatın çiçeği olarak, onlardan kimi çiftleri kendileriyle yararlandırdığımız şeylere [mal, mülk, evlât ve saltanata] sakın gözlerini dikme [rağbetle bakma]. Ve Rabbinin rızkı daha iyi ve daha süreklidir.
    (Hicr: 88–89) Sakın onlardan bazı kimselere verip de kendilerini onunla yararlandırdığımız şeylere [mal ve servete] heveslenip gözlerini dikme. Onlar hakkında üzülme de… Sen kanatlarını Mü’minler için indir. Ve: “Şüphesiz ben apaçık bir uyarıcının ta kendisiyim” de.

    Kaynak: http://www.istekuran.com/index.php?page=zuhruf

    • Biz İhsan Eliaçık değiliz Allah’ın ayetini eğip-bükelim;

      https://islamveliberalizm.wordpress.com/2011/08/15/ihsan-eliacik-ideoloji-ugruna-ayeti-carpitan-adam/

      Zuhruf Suresi’nde hiçbir çarpıtma yok. Ayetler bir olay üzerine indirilir ya da geçmişteki hadiseleri anlatmak için. Zühruf/32 orada başka bir olay için söylenmiş olabilir ama o ayetin özü hâlâ aynıdır, mesajı hâlâ aynıdır. O ayet, “birileri birilerinden malca üstünden ve üstün olanlar diğerlerini çalıştırabilir; Allah’ın kurduğu düzene karışmayın” mealindedir açıkça. Bunu kabullenemeyip yok şöyle, yok böyle demek yerine akletmek lazım.

      Kimse toplumu regüle edemez. Hayır nedir sizin ütopyanız? Devlet her şeye sahip olacak, vatandaşına ne kadar infak etmesi gerektiğini söyleyecek. Eee nerede kaldı imtihan? Nerede kaldı özgürlük? Hem insanların mülkiyetlerine saldırmayı savunuyorsunuz hem de İslam açısından yanlış bir anlayış benimsiyorsunuz.

  11. kusura bakmayında çelişkiler içerisindesiniz…hem Allah katındaki islamı anlatıyorum diyorsun hem söylediklerim hem söylediklerim kendi anladıklarımdır diyorsun….amacım izmler değil diyorsun blog ismini islam ve liberalizm koyarak daha başttan kaybediyorsun..bir de dalga geçer gibi liberal külliyat öneriyorsun..necip fazıl da eşitlik söylemine karşıydı ama onun sosyalizm eleştirilerine bakarak önerdiğii sistemin liberalizm olduğunu sanan ve bunu dile getiren kimseye de sert çıktığını okumuştum bir yerde…ayrıca eşitliği savunanların hepsi mala devletin el koyması gerektiğini söylemez mesela aliya izzetbegoviç islam vermeyi sosyalizm el koymayı emreder der..ayrıca adaleti eşitlik şekilde yorumlamak tamamen modernizmden etkilenmekl olarak yaftalanamaz..mesela kurandaki kavramarı açıklarken sorularlaislamiyet sitesinin ve ehli sünnetin çok yararlandığı sözlük el müfredatta adalet tam olarak eşit şekilde bölüştürmek manasıyla açıklanmış..ya da peygamberimiz çocuklar arasnda adaletli olmayı onlar arasında eşit olmak olarak anlatmış sadece erkeke çocğu değil kız çocuğunuda öpmesini söylemiş bir insana bu da bir eşitlik ifade eder…ayrıca sorularlaslamiyet sitesi de nahl 71 e çok tutarlı bir cevap vermemiş 2 anlam söylemiş bir nevi okuyucunun kararına bırakmış ama ilk anlamda köleyle efendinin eşit olmadığını söylemiş diğer anlamda islamın adalete eşitlie verdiği önemi övünçle anlatmış…sizce de bir tezat değil mi bu?….

    • “Allah katındaki İslamı anlatıyorum” cümlesini ayetin açık anlamını reddeden bir arkadaşa karşı kullandım ve benim ideolojiye göre ayet yontmadığımı söylemeye çalıştım yoksa peygamber değilim ki her şeyiyle Allah katındaki İslamı anlatabileyim. Ayetler-hadisler vardır ki bazı mevzuları tartışmaya kapatabilir, bu konularda pek âlâ net hükümlere varabiliriz. Ama dinin ilkeler koyup, detayını beşeriyete bıraktığı mevzular vardır ki bu konularda İslami ilkelerin “bizdeki akisleri” üzerinden fikir yürütür ve hükme varırız. İşte “Müslüman Sol” ve “Müslüman Liberaller” bu farklılıktan türeyen iki grup. Bu farklılaşma bence İslam dünyası açısından çok “hayırlı”. Her ne kadar İhsan Eliaçık kapitalizmi savunan Müslümanları, Firavun gibi gösterse de ben sosyalizmi savunan Müslümanları -ayetleri eğip bükmedikleri müddetçe- saygıyla karşılıyorum. Onlar da İslam’ın “adalet” yönünü vurguluyorlar. Savundukları şey yanlış ama İslam’ın özündeki adalet anlayışını hatırlatmaları yönünden de güzel.

      “-izm”ler mevzu da gayet açık. Ben burada İslam’ı herhangi bir “-izm”e vagon yapmıyorum. Necip Fazıl bir konferansında sosyalist Müslümanları şöyle eleştirir “İslam’ı sosyalizm lokomotifine vagon yapıyorlar”. İşte ben bunu yapmamaya gayret ediyorum. Yoksa hangi birimiz bazı “-izm”lere bağlı değiliz, onları doğru bulmuyoruz? Bu sitenin adı böyle çünkü İslam’ın kapitalizm ve liberalizmle çeliştiğine dair kara-propagandaya cevap için açtım ben bu blogu. Elbette “liberalizm”den de “liberal külliyattan” da bahsedeceğim.

  12. ayrıca açlık ve tokluktan bahsetmeyi nasıl geyik olarak görürüsünüz onu anlamış değilim.kuranın birçok yerinde bu meseleden bahsederken…

    bence müslüman solcu dediklerin gibi senin de kafan karışık..tabi benimki de farklı değil..ki müslüman dünyası olarak kafamız karışık…hala batılılaşma etkisini üzerimizden atabilmiş değiliz..cemil meriç bu konuda düşünemiyoruz diyordu said hilmiye vb. eskilere bakmamız lazım diyordu bir yerde..neyse iyi günler

  13. refaha erişen ülkelerr diye yazdığın ülkelerin birinde daha geçen sene iyi ağlamayanı ölümle tehdit ediyorlardı. Bahsettiğin komunizm yapı tarhite kandan başka bir şey getirmemiştir örnekte vereyim sana Stalin Lenin mao bu üç adamın katlettiği insan sayısı 200 milyon dur izleyin arkadaşlar http://www.youtube.com/watch?v=EljECuqEv5g

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: