Zekat ve zenginliğin meşrulaşması

Peygamberimizin hicretinin ikinci yılında “zekat” ibadeti farz kılındı. Zekat; minumum, nisab miktarı kadar mala sahip olan mü’minlerin bazı mallarının belli bölümünü, üzerinden bir müddet geçtiği takdirde başka müslümanların mülkiyetine vermesidir. İslamiyetin belirlediği ölçütlerde “zengin” olan her kişi zekat vermek zorundadır.

Ne yazık ki “zekat” ibadeti de -diğer bazı dini gereklilikler- gibi türlü çarpıtmalara ve yanlış yorumlamalara maruz kalmakta. Bunun en barizi İhsan Eliaçık tarafından yapılmakta. Racon dergisine verdiği röportajda, zekat ibadetini şu şekilde tarif ediyor Eliaçık;

Zekat fazlalık demek, ihtiyaçtan fazla olanı vereceksin. “Zekatı verildikten sonra” “fazla olanı verildikten sonra” demektir. Fazla olanı verince nasıl servetin olacak?

İhsan Eliaçık zekat ibadetinden “fazla olan malların hepsinin verilmesi” anlamını çıkarıyor. Oysa ne Kur’an-ı Kerim’de ne de hadis-i şeriflerde bu yönde bir ifade, telkin, emir yoktur. Tamamen ideolojik tandanslı bir tanımdır Eliaçık’ın yaptığı. Ehli hayvanın zekatı, ticari malların zekatı, paranın zekatı, arazi ürününün zekatı ve madenin zekatı mevzuları peygamber efendimizce de ondan sonra gelen alimlerce de ayrı ayrı ele alınmış ve çeşitli “ölçüler“(gümüş sikkenin en az 40’ta 1’inin ya da 25 deve için en az 1 dişi deve yavrusunun verilmesi gibi ölçüler) belirlenmiştir. Zekata bağlı olan mallar için belirlenen bu ölçülerin hiçbiri “fazla olan malınızın hepsini verin” demez. Elbette ne kadar fazla zekat verilse o kadar iyidir ancak ne Allah(c.c.) ne de onun Resulü böyle bir istekte bulunmaz. Muhammed Suresi, 36. ayet açıktır;

Allah sizden sahip olduğunuz bütün varlıkları (kendi davası uğrunda feda etmenizi) istemez.

Allah(c.c.)’ın dahi istemediği bir şeyi kulların istemesi hatta “zorunlu” kılması neyle izah edilir? Şayet zekat denen ibadet fazla olan malların hepsinin verilmesi idiyse Peygamber efendimiz neden “kırkta bir” gibi çeşitli minumum ölçüler koymuştur? İdeolojileri İslamiyete yamamaya çalışmanın sonucu bu olsa gerek.

 

Zenginliğin Meşrulaşması

“Müslüman sol” inatla İslamiyet’in servete-mülkiyete karşı olduğunu söylese de “zekat” ibadeti başlı başına bu tezi çürütmekte. Zira zekat demek, zenginin fazla malının bir kısmını dağıtması demek. Buradan hareketle çıkarılacak sonuç; İslamiyet insanların zengin olmasına servet sahibi olmasına karşı çıkmaz sadece servetlerin kazanılması ve harcanması hususunda düzenlemeler-kurallar getirir. “Helal kazanç” prensibi servetin kazanılmasına yönelik bir kuralken, “Zekat” ibadeti de servetin harcanmasına yönelik bir kural. Tüm bu prensipler-kurallar-gereklilikler ve düzenlemeler zenginliğin caiz olmadığı anlamına gelmez. Tam aksine bu prensipler manzumesi zenginliğin İslamiyet açısından kabulü ve meşrulaşması demektir.

Ömer Nasuhi Bilmen, “Büyük İslam İlmihali” isimli eserinde şöyle der;

- Zekat verecek kimse, temel ihtiyaçlarından ve borçlarından başka nisab mikdarı veya daha fazla bir mala sahib bulunmalıdır.

- Zekatın gereği için, tam bir mülkiyet bulunmalıdır. Bir malın mülkiyetiyle beraber onun elde de bulunması gerekir.

Yani zekat vermek için mülkiyet-servet sahibi, İslami prensipler dairesinde “zengin” bir kişi olmak icap ediyor. Bu da bahsettiğim noktaya getiriyor bizleri; İslamiyet ne zengine ne zenginliğe ne mülkiyete ne servete karşıdır.

About these ads

Ağustos 13, 2011 tarihinde İktisat içinde yayınlandı ve , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin. 9 Yorum.

  1. mehmet güzel

    benim anlamadığım nokta surada malımızın 40 ta 1 ini mi zekat oalrak vereceğiz yoksa 40 ta 39 unumu ayrıca Allah ihtiyacınızdan fazlasını müslümanlara verin diyor ya da konuya şöyle bakalım Hz Ebu Bekir efendimiz Müslüman olduktan sonra tüm servetini dağıtmıştır Peygamber Efendimiz (sav) ın herhangi bir mal varlığı olmadığını biliyoruz burdan da su sonuc cıkıyor bir müslüman kendine yetecek kadar olan malından fazlasını fakir fukaraya yetime öksüze ihtiyac sahibi komsusuna dağıtmalıdır bunu mu anlıyorum ???

    • Her şeyin gayet net olduğunu düşünüyorum Mehmet Bey, yazıyı bir daha ve dikkatli şekilde okursanız suallerinizizn cevaplandığını göreceksiniz.

      Allah “ihtiyaçtan fazlasını verin” diye bir zorlama yapmaz, zekatın anlamı da bu değildir. Zekat, İslam’ın kıstaslarına göre “zengin” sayılan kişinin, servetini “belli ölçüde” ihtiyaç sahiplerine dağıtmasıdır. Bu; para için 40’ta birdir, eğer bir deve sürün varsa 25’te birdir vs vs. Ancak muhakkak böyle bir sınır vardır, öyle “yaşayacak kadar paran olsun gerisini ver” emri İslam’da yok. İslam tüm malını mülkünü, fukaraya dağıtmanın kötü bir şey olduğunu söylemez, verdiğiniz örnekte de olduğu gibi birçok sahabe tüm malını infak etmiştir ancak bu bir emir değildir, derin iman şuurundan gelen ve sahabelere özgü bir tutumdur. Ayrıca “hiç ölmeyecekmiş gibi dünya için çalış, yarın ölecekmiş gibi Allah’a ibadet et” diyen peygamberin ümmetinin, dünyevi işlerden elini eteğini çekmesi, tüm malını infak etmesi, özellikle “bu devirde” mantıklı mı?

      Muhammed Suresi gayet açık “Allah sizden sahip olduğunuz bütün varlıkları (kendi davası uğrunda feda etmenizi) istemez.” Malımızın bir kısmını infak edelim, zekatı hakkıyla verelim, İslam’ı namazdan ibaret saymayalım, komşuyu gözetelim, paranın esiri olmayalım ancak paraya sırt da dönmeyelim, yatırım da yapalım, iş de kuralım. İslam para yığmaya karşıdır ama paranın işlenmesine karşı değildir.

  2. Dinimizde servet sahibi olmak noktasında, Said N. Hazretleri’nin vefatı sonrası bıraktığı eşyaları hatırlamakta fayda var: traş takımı, seccade vs. Elbette zengin müslümanlar olmalı hayır işlerinde yarışılmalı, fakat mal biriktirme ve imtihanın ahir zamanda mal ile olması hususu da önemli, bu noktada dikkatli olmalıyız.

    • Mal biriktirmek elbette büyük bir günahtır. Ancak kapitalizmde de mal biriktirmek normal karşılanmaz. Dediğim gibi İslam her sistemden üstündür ancak kapitalizmle ortak noktaları vardır; ikisinde de mal biriktirilmez, malın dolaşımı olur. Elbette mal çok önemli bir konu ve imtihan mevzudur.

      • ismi lazım değil

        Ve Tüm dünya’daki İslam ülkelerine ve bu ülkelerdeki kral/liderlere bir de halkına, sonra da kendinize ve söylerdiklerinize bakın. Aklınız ve gönlünüz size doğruyu söyleyecektir!

      • Keşke daha açık belirtseydiniz fikrinizi.

  3. Farklı bir konu hk. bilginize danışmak istiyorum. Peygamberlerin mucizeleri hk. ne düşünüyorsunuz?

    • Ben her şeyden önce Müslümanım. Şayet İslam, mucize var diyorsa(ki var diyor) bunu kabul ederim. İnanmak, görmediğimiz şeylere de iman etmektir. Bu konuda Allah’a şükür bir sıkıntı çekmiyorum.

  4. Mail kutuma bugün düşen linkte şu ayet vardı: Cenab-ı Hak (c.c), Ra’d suresi 38. ayetinde mealen şöyle buyuruyor:

    Andolsun, senden önce de peygamberler gönderdik. Onlara da eşler ve çocuklar verdik. Allah’ın izni olmadan hiçbir peygamber bir mucize getiremez. Her ecelin (vadenin) bir yazısı vardır.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logo

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ photo

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

%d blogcu bunu beğendi: